Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, son dönemde Orta Doğu’da tansiyonun zirve yaptığı ABD-İran hattındaki gelişmeleri değerlendirerek yüreklere su serpti. Bölgenin yeni bir çatışma sarmalını kaldıracak gücünün kalmadığını vurgulayan Fidan, taraflar arasında diyalog kapısının aralandığını ve sıcak çatışma riskinin şu aşamada geri planda kaldığını belirtti.
Diplomasi Trafiği Meyvelerini Veriyor
İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile gerçekleştirdiği temasların detaylarını paylaşan Bakan Fidan, özellikle Umman merkezli yürütülen nükleer müzakerelerin önemine dikkat çekti. Fidan, “Görünen o ki, taraflar masada kalma konusunda ortak bir irade sergiliyor. Bu irade, bölge barışı için hayati bir eşik” diyerek, 30 Ocak’ta İstanbul’da başlayan sürecin nükleer dosya üzerinden ilerlemesinin stratejik bir adım olduğunu ifade etti.
“Dayatmacı Değil, Yaratıcı Çözüm Şart”
Bakan Fidan, müzakere sürecinde yapılan en büyük hatanın “ya hep ya hiç” yaklaşımı olduğunu savunarak, Batı’nın tutumuna dair şu eleştiriyi getirdi:
“İran tarafına ‘şartlarımızı kabul et ya da masadan kalk’ demek bir çözüm üretmiyor. Biz bu durumu Amerikalı muhataplarımıza da net bir şekilde ilettik. Gerçek bir sonuç istiyorsak, dayatmalardan ziyade yaratıcı ve esnek diplomatik formüllere ihtiyacımız var.”
Kilit Nokta: Nükleer Dosya ve Uranyum Sorunu
Görüşmelerin tıkandığı noktayı ise tarafların gündem farklılığı olarak tanımlayan Fidan, önceliğin nükleer başlıkta olması gerektiğini hatırlattı. İran’ın şu an iki ana konuya odaklandığını belirtti:
- Mevcut uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin hukuki durumu.
- Stoklardaki %60 oranında zenginleştirilmiş uranyumun akıbeti.
Fidan’a göre, nükleer düğüm çözüldüğü takdirde diğer bölgesel sorunlar domino etkisiyle çok daha kolay bir şekilde rayına oturabilir. Şu anki tablo, büyük bir savaşın eşiğinden dönüldüğünü ve çözümün askeri değil, siyasi kanallarda arandığını gösteriyor.

